GÜLÜMSEMELER
- avasinkocak
- 5 Mar 2024
- 1 dakikada okunur
Derme çatma, taştan duvarla örülü bir evin, camı kırık pas içindeki parmaklıklarının ardındaki aydınlıktan bakıyorum. Duymakta olduğum bir ses. Belki bir kilisenin çanı, belikide bir minareden yükselen ezan sesi, kim bilir belki de kırklar Cem'inde semaha ses olmuş sazın ezgisi.
Derme çatma, taştan duvarlarla örülü bir evin, perdesi püskül püskül dökülen penceresinden gökyüzüne bakıyorum. Ay, eteklerinde zil çalan bir kadın, yıldızlar göz kırpmakta olan hovarda aşıklar, belki de karanlık kimsesiz histerik bir yalnızlık.
Kadim bir kentin daracık sokaklarına saklanmış, taş duvarlarla örülü bir evin avlusundan gökyüzüne bakıyorum. Gördüğüm meleki tavustan bir düş, havarilerin sofrasından bu yana bir hayal, belki de Hayyam'ın ab-ı hayat suyundan bir sarhoşluk. Her yandan sesler duyduğum bu avluda gördüğüm kimsesizliğin insandaki yüzü, belki zamanın buruşuk elleri, belki de çaresizliğin coğrafyaya yapışan dökülmüş asaleti. Ne kadar da utanmaz yoksulluğun kucağına düşmüş, aymaz bir sefalet dolaşmakta bu coğrafyada. Haritada yok, tarihe sığmaz bir coğrafyanın, çorak kaderiyle baş başa bırakıldığı sanılan bu yerde, derme çatma, taştan duvarlarla örülü bir evin, güneşle dans eden penceresinden bakıyorum. Gördüğüm zirveleri çantalarında saklayan, özgürlükleri kendinde saklı, umudu güneşte ısıtan gülümsemler.
Pınar ANTARES
15 Nisan 2020
Commentaires